29 Haziran 2026

Mühendis Kaybeden Ülke Geleceğini Kaybeder

Mühendis Kaybeden Ülke Geleceğini Kaybeder

Cumhuriyet bu ülkenin gençlerine yıllarca bir söz verdi:

“Okursan iyi yaşarsın.”

Bugün gelinen noktada ise gençlerimize verilen mesaj ne yazık ki bambaşkadır:

“Okursan da hayatını idame ettirmekte zorlanırsın.”

İşte asıl kırılma burada başlamaktadır.

Çünkü bugün Türkiye’de yalnızca ekonomik kriz yaşanmıyor; aynı zamanda eğitimli insanın umudu tükeniyor.

Bir ülkenin en zeki çocukları mühendis olur.

Üretimi onlar planlar. Fabrikaları onlar ayağa kaldırır. Teknolojiyi onlar geliştirir. Sanayiyi onlar dönüştürür.

Peki bugün Türkiye’de ne oluyor?

Bugün Türkiye’nin yetişmiş mühendisleri işsiz kalıyor.

Bugün tekstil sektöründe yalnızca fabrikalar kapanmıyor; aynı zamanda yılların bilgi birikimi, mühendislik tecrübesi ve üretim kültürü de yok oluyor.

Son iki yılda tekstil ve hazır giyim sektöründe yüzlerce firma konkordato ilan etti. Binlerce işletme faaliyetlerini durdurdu. On binlerce çalışan işsiz kaldı. 2025 yılında yaklaşık 289 tekstil firmasının konkordato sürecine girdiği açıklandı. 2026 yılında ise sektör artık alarm seviyesini aşmış durumda.

Bugün organize sanayi bölgelerinde sessizlik var.

Bir zamanlar vardiyaların yetmediği fabrikalarda makineler susuyor.

Üretim bantları duruyor.

İhracat yapan işletmeler ayakta kalma savaşı veriyor.

Ve en ağır darbeyi yine mühendisler alıyor.

Çünkü kriz dönemlerinde ilk gözden çıkarılanlar genellikle beyaz yakalı çalışanlar oluyor.

Bugün tekstil mühendisleri yalnızca işsizlik yaşamıyor; aynı zamanda değersizleştiriliyor.

Yıllarca büyük emeklerle okuyan, ülkenin en başarılı öğrencileri arasından çıkan mühendisler; düşük ücret, güvencesizlik ve gelecek kaygısı arasında sıkışıyor.

Üstelik son 6-7 yılda mühendis maaşları enflasyon karşısında dramatik şekilde eridi.

Bir dönem orta sınıf yaşam standardına sahip olan mühendisler bugün kira, ulaşım ve temel yaşam giderlerini karşılamakta zorlanıyor.

Yeni mezun birçok mühendis, yıllarca emek vererek aldığı eğitimin sonunda asgari ücret seviyesine yakın maaş teklifleriyle karşı karşıya kalıyor.

Deneyimli mühendisler ise artan sorumluluklarına rağmen hak ettikleri ücret artışlarını alamıyor.

Bugün birçok tekstil mühendisi; yönettiği milyonlarca liralık üretim süreçlerine rağmen, geçim kaygısıyla ikinci bir iş yapmayı düşünür hale geldi.

Daha acı olan ise şudur:

Bir mühendis artık yalnızca geleceğini planlayamıyor; bugün geçimini sağlayabilmek için bile mücadele ediyor. Bir dönem Türkiye’nin en güçlü mühendislik alanlarından biri olan tekstil mühendisliği bugün bilinçli şekilde küçümseniyor.

Oysa tekstil dediğimiz sektör yalnızca konfeksiyon değildir.

Tekstil; mühendisliktir.

Kimyadır.

Teknolojidir.

Otomasyondur.

Sürdürülebilirliktir.

Teknik tekstildir.

Katma değerli üretimdir.

Dünyanın gelişmiş ülkeleri akıllı tekstillere, teknik kumaşlara, savunma sanayi tekstillerine ve ileri üretim teknolojilerine milyarlarca dolar yatırım yaparken; Türkiye kendi mühendisini kaybetmektedir.

İşte asıl tehlike budur.

Bugün yaşanan şey yalnızca ekonomik kriz değildir.

Bu aynı zamanda bir insan kaynağı krizidir.

Bir ülkenin yetişmiş mühendisleri başka sektörlere kaçıyorsa, yurt dışına gitmeyi düşünüyorsa ya da mesleğini bırakıyorsa; orada yalnızca bireysel bir sorun yoktur.

Orada devletin üretim politikası çökmüştür.

Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü yıllarca bu ülkeye milyarlarca dolar döviz kazandırdı. 2025 yılında sektörün toplam ihracatı yaklaşık 26 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Tekstil ve hammaddeleri ihracatı 11 milyar doların üzerine çıktı.

Ama aynı dönemde üretici maliyet altında ezildi.

Sanayici finansmana ulaşamadı.

Mühendis emeğinin karşılığını alamadı.

2026 yılının ilk çeyreğinde ise ihracattaki düşüş artık inkâr edilemez hale geldi. Hazır giyim ihracatı yüzde 7’nin üzerinde geriledi. Tekstil hammaddeleri ihracatı düşmeye devam etti.

Yani tablo nettir:

Türkiye üretim gücünü kaybediyor.

Bugün konkordato ilan eden her fabrikanın arkasında işsiz kalan mühendisler vardır.

Kapanan her üretim hattının arkasında umudunu kaybeden gençler vardır.

Ve mühendisini kaybeden bir ülke, yalnızca bugünü değil geleceğini de kaybeder.

Bizler üretimin yeniden değer gördüğü, mühendisliğin hak ettiği saygınlığa kavuştuğu bir Türkiye istiyoruz.

Çünkü sanayisiz kalkınma olmaz.

Mühendissiz üretim olmaz.

Üretim olmadan da güçlü bir ülke kurulamaz.

 

Ünal ŞEN

TMMOB Tekstil Mühendisleri Odası Genel Başkanı

 

                             

Odadan Haberler